Kurban Bayramı 2014

Bizleri; mağfiret ve rızasına imkan tanıdığı bereket dolu bu Bayram sabahına kavuşturan Allahu Teâlâ’ya hamd-u senâlar olsun. Ve Rasulü Muhammed Mustafa (sav)’e, ailesine ve değerli sahabilerine salât-u selam olsun.

Muhterem Mü’minler;
Kulluk bilincine sahip olan muttaki mü`minlere; Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as)`ın teslimiyetini hatırlatan bir Kurban bayramını daha idrak edmekteyiz. Kurban kesmeye niyet eden mü`min aynı zamanda halet-i ruhiyesiyle Allah yolunda malını ve canını vermeye hazır olduğunu ifade ederek kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde göstermiş olur.

Bilindiği gibi Kurban, ibadet amacı ile belli bir zamanda, belli şartları taşıyan bir hayvanı usulüne göre Allah rızası için kesmek demektir. Akıllı, bulüğa ermiş, yolcu olmayan ve dinen zengin sayılan her müslüman, Allah’a yakın olmak ve O’nun rızasını kazanmak niyeti ile, kurban kesmekle yükümlüdür..
Kurban ibadeti, hicretin ikinci yılında eda edilmeye başlanmış ve Hz. Peygamber bu tarihten itibaren her yıl kurban kesmiştir.
“Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim mescidimize yaklaşmasın” buyurarak, gücü yettiği halde kurban kesmeyenleri ikaz etmiş ve kurban kesmeyi teşvik etmiştir. Bir hadis-i şerifte de “Âdemoğlu, kurban bayramı gününde kurban kesmekten daha sevimli bir iş ile Allah’a yaklaşabilmiş değildir” buyurmuş ve kestiğimiz kurbanların kıyamet gününde kurtuluşumuza vesile olacağını bildirerek “Kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla kesiniz” buyurmuştur.

Muhterem Kardeşlerim!
Kurban Bayramı günleri, müminlerin tek yürek, tek vücut oldukları günlerdir. Bu günler, Hz. İbrahim’in duasıyla müminlerin aynı iman ve aynı ruhla mukaddes topraklara geldikleri; tek merkezde, Kâbe’de tavaf ettikleri; tek meydanda, Arafat’ta toplanarak hac farizasını yerine getirdikleri kutlu zaman dilimleridir.

Bayramlar, hayat yolculuğumuzda Rabbimizin bize lütfettiği kardeşlik ve neşe mevsimleridir. Sevinçlerin paylaşıldığı, dargınlıkların, kırgınlıkların ve ayrılıkların giderildiği, akrabaların, dostların ve komşuların ziyaret edildiği, öksüzlerin, yetimlerin, fakirlerin, kimsesizlerin ve gariplerin sevindirildiği; ihtiras, düşmanlık ve bencilliğin bırakıldığı mübarek günlerdir.

Bu sebeple eşimizi, çocuklarımızı, ana ve babamızı sevindirelim. Mümkün mertebe güler yüzlü olmaya gayret edelim. Geçmişlerimizi dua ve hayırla yad edelim. Barışmak ve kaynaşmak için bu günleri fırsat bilelim. Kardeşlik hukukuna riayet ederek dostluk ve kardeşliğimizi koruyalım.

Muhterem kardeşlerim!..
Müslümanlar arasında duygu birlikteliği; yardıma, sevgiye, şefkate, bağış ve ihsana sevkedecek bir şuur; büyük bir görev ve kesin bir farzdır. Rasulullah (sav) bir hadis-i Şerifinde şöyle buyurur: „Müslümanların işleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir.“ Dolayısıyla bize düşen görev, müslümanların sorunlarına destek olmaktır. Sabırlı davranmak, dualarında samimi olmak ve şiddetli belalar karşısında Allah’dan yardım dilemektir.

İslam kardeşliğinin ve tek ümmet olma şuurunun pekişmesine vesile olan onca Kurban bayramları geride kalmışken hala kardeşlik hususunda zaaflarımız varsa, bu bayramlar manasına uygun kutladığımız bayramlar olmaktan çok uzaktır.

Teslimiyet ruhundan, kardeşlik duygusundan uzaklaştıkça Müslümanların hangi belalarla, hangi fitnelerle, hangi desiselerle karşılaştığı, bunların neticesinde nice mümin kanının aktığı artık fark edilmelidir.
Aynı şekilde müminlerin haline bakarak nice kafir ve zalim odakların, müminlerin kanı üzerinden nasıl güç devşirmekte olduğu, müminleri birbirine yakın kılan iman kardeşliğinin zedelenerek nasıl kavgaya, şiddete ve düşmanlığa dönüştürüldüğü bilinmelidir. Bu sebeple, kurbanlarımız ve bayramlarımız artık mümin kalpler arasında ülfet ve muhabbeti gerçekleştirmelidir. Müminler, her türlü fitneye, fitnenin getireceği kargaşa, huzursuzluk ve felaketlere karşı uyanık olmalı, bütün bunlara basiret ve ferasetle karşı çıkmalı ve imkan tanımamalıdır.

Kardeslerim!..
Müslümanlar olarak Kurban Bayramı dolayısıyla şüphesiz birbirimizi tebrik edeceğiz. Geçmişi hatırlama, birbirimizi tanıma, kendimizi bilme ve bulma, yardımlaşma ve dayanışma, beni bize dönüştürme, bu bayram vesilesiyle nail olduğumuz ilâhî lütuflardır. Ancak bu bayram vesilesiyle darda ve zorda kalan Müslüman kardeşlerimizi, dünyanın muhtelif yerlerinde büyük acı ve ıstırap yaşayan, zulme uğrayan mazlum ve mağdur kardeşlerimizi asla unutmayalım. Onların yürek yakan durumlarına çareler üretmek, mazlumluklarını ortadan kaldırmak ve tekrar özgürlüklerine kavuşmaları için gayret göstermek Müslümanlar olarak hepimizin kardeşlik borcudur.

Amellerin Allah azze ve celle’ye en sevimlisi müslümana kazandırdığın bir sevinç, ondan bir sıkıntıyı kaldırman, açlığını gidermen ya da onun borcunu ödemendir. Kim bir müslümandan dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı kaldırırsa Allah da ondan Kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntıyı kaldırır. Kim darda olan bir müslümana kolaylık sağlarsa Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir müslümanın kusurunu örterse Allah da dünya ve ahirette onun kusurlarını örter. Kul, kardeşine yardım ettiği müddetçe Allah da ona yardım eder.
Unutmayalım ki; Kurtuluş güneşi ancak samimi gayretlerle doğar. Samimi bir şekilde Allah Teâlâ’ya dönmekten ve Rasulullah (sav)’in yoluna gerçek bir bağlılıktan başka içinde bulunduğumuz durumdan kurtuluş yoktur.

Hutbeme son verirken;
Gönlündeki imanın sesine kulak vererek mescidimizi dolduran sizlerin ve bütün müslümanların bayramlarını tebrik eder, bayramın bütün İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. (amin)

H. Bekir B.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.