Muâz ibni Cebel (ra)’den Hadisler

Kendisi hakkında Rasûlullah (sav)’in:
Âlimler kıyamet gününde bir araya geldiklerinde Muâz, bir ok atımı (veya bir taş atımı) onların önünde olacak
Ve  „Ümmetim içerisinde helâl ve haramı en iyi bilen Muâz b. Cebel’dir
Buyurduğu büyük sahabî…

——————————————————
Ensârın ileri gelenlerindendir. Künyesi, „Ebu Abdurrahman“dır. On sekiz yaşında müslüman olmuştur. Peygamber Efendimiz’le birlikte bütün savaşlara katılmıştır. Rasûlullah (a.s) onu Muhâcirînden Abdullah b. Mes’ud (ra) ile kardeş yapmıştı.
Hz. Peygamber kendisini çok sever ve zaman zaman: „Ey Muaz seni seviyorum“ demek suretiyle bu sevgisini açığa vururdu. Ashab arasında da, yüz güzelliğinin yanında, yumuşak huyluluğu, hayâsı ve cömertliği ile tanınıyordu.
Hz. Ömer (ra)’ın Onun hakkında şöyle dediği rivayet edilir: „Analar bir daha Muâz gibisini doğuramaz. Eğer Muâz olmasaydı Ömer helak olurdu.“
Sünnete de son derece bağlıydı. Yaşayışında zühd ve takvaya da büyük önem verirdi.
Hz. Muâz, aynı zamanda sahabenin fakihlerinden olup dinde vukuf (ince anlayış) sahibiydi. Daha Rasûlullah’ın sağlığında fetva vermeye başlamıştı. Kendisinden 157 Hadis rivayet edilmiştir.
Peygamber Efendimiz onu, İslâmı anlatıp öğretmek ve Kur’an-ı Kerim’i ezberletmek üzere, Hicretin dokuzuncu yılında vali olarak Yemen’e göndermiştir.
Hz. Ebu Bekr (ra)’in halifeliği döneminde Yemen’den döndü. Kalan ömrünü Şam’da geçirdi ve Ürdün’de Tâûn hastalığından, henüz genç sayılabilecek bir yaşta otuz sekiz yaşında vefat etti.
——————————————————

Rivayet ettiği Hadisler’den bazıları:

Muaz İbnu Cebel (ra) anlatıyor:
„Bir seferde Resûlullah’la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.
Ey Allah’ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!“
Mühim bir şey sordun. Bu, Allah’ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah’a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah’a hacc yaparsın!“ buyurdular ve devamla: „Sana hayır kapılarını göstereyim mi?“ dediler.
Evet ey Allah’ın Resûlü“ dedim.
Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır“ buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): „Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O’na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar“ (Secde 16)
Sonra sordu: „Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?“
Evet, ey Allah’ın Resûlü!“ dedim. „Dinle öyleyse“ buyurdu ve açıkladı:
Bu dinin başı İslâm’dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!“
Sonra şöyle devam buyurdu: „Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?“
Evet ey Allah’ın Resûlü!“ dedim.
Şuna sahip ol!“ dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum:
Ey Allah’ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?“
Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?“ buyurdular.“
Tirmizi, İman 8, (2619).

Muâz İbnu Cebel (ra) anh anlatıyor: „Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Ölen bir nefis (ölüm anında) Allah’ın bir ve benim Allah elçisi olduğuma şehadet eder, kalbi de bunu tasdik ederse, Allah mutlaka ona mağfiret kılar.“
İbn-i Mace

Muâz İbnu Cebel el-Ensârî (ra) anlatıyor. Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki:
Kimin (hayatta söylediği) en son sözü Lâ ilâhe illallah olursa cennete gider
Ebu Dâvud, Cenâiz 20, (3116).

Hz. Muaz İbnu Cebel (ra) anlatıyor:
Kul, kendini Allah’ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir.“
Muvatta, Kur’ân 24, (1, 11); Tirmizi, Daavât 6, (3374); İbnu Mâce, Edeb 53, (3790).

Hz. Muâz (ra) anlatıyor: „Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
Akşamdan (abdestli olarak) temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanıp Allah’tan dünya ve âhiret için hàyır taleb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediğini vermesin.“
Ebû Dâvud, Edeb 105, (5042).

Ebu İdris el-Havlani, Mu’az İbnu Cebel (ra)’den naklediyor: „Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Allah Tebareke ve Teala Hazretleri şöyle hükmetti: „Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenler, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirlerine harcayanlara sevgim vacip olmuştur.“
Muvatta, Şi’r 16, (2, 953, 954).

Hz. Mu’az İbnu Cebel (ra) anlatıyor: „Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Allah Teala hazretleri buyuruyor ki: „Benim celalim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıbta ederler.“
Tirmizi, Zühd 53, (2391).

Muâz İbnu Cebel (ra) anlatıyor:
İçinden samimi şekilde Allah yolunda cihâd yapmayı temenni eden bir kimse, bilâhare ölse de, öldürülse de şehid sevabı kazanır. Kim de Allah yolunda yara alsa veya Allah yolunda -düşmanın sebep olmadığı- bir musibetle bile yaralansa bu yara, kıyamet günü, en büyük hâli içinde rengi zaferân renginde, kokusu da misk kokusunda olarak gelir. Kimin vücudunda, Allah yolunda iken çıkan, iltihab gibi bir yara açılacak olsa bu da onun için Şehidlik mührü olur.“
Tirmizî, Fedâilu’l-Cihâd 21, (1657); Ebu Dâvud, Cihâd 42, (2541); Nesâi, Cihâd 25, (6, 26).

Hâris İbnu Amr İbni Ahî’l-Mugîre İbni Şu’be, Muâz (ra)’tan naklen anlatıyor: „Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Muaz’ı Yemen’e gönderdiği zaman kendisine sorar:
Sana bir dâva geldiği vakit nasıl hükmedeceksin?“
Allah’ın kitabıyla hükmedeceğim“ der Muâz.
(Meseleyi Kitabullah’ta) bulamazsan?“
Resûlullah’ın sünnetiyle hükmedeceğim.“
Ne Kitabullah’ta ve ne de Resûlullah’ın sünnetinde bulamazsan?“
Kendi re’yimle ictihad edeceğim, (hüküm vermekten) geri durmayacağım.“
Hz. Muaz der ki: „Bu cevabım üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (memnun kaldı), göğsüme eliyle vurup:
Allah’ın elçisinin elçisini, Allah’ın elçisini memnun edecek usûlde muvaffak kılan Allah’a hamdolsun!“ buyurdular.“
Ebu Dâvud, Akdiye 11, (3592, 3593); Tirmizi, Ahkâm 3, (1327, 1328).

Muâz b. Cebel’in (ra): „Dilediğiniz şeyi öğrenin; amel et­medikçe karşlığmda mükâfat alamayacaksınız“ dediği rivayet edilmiştir.
Ahmed b. Hanbel, Kitâbü’z-zühd

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.