Ramazan Bayramı 2013

Allah’a hamdolsun. Ramazan ayına kavuşturan ve idrak ettiren, mağfiret ve rızasına imkan tanıyan Allah’a hamdolsun.

Muhterem kardeşlerim
Rahmet ve mağfiretiyle gönüllerimizi Allah’a yaklaştıran, fazilet ve bereketiyle ruhlarımızı olgunlaştıran, orucu, teravihi, mukabelesi, iftarı, sahuru, Kadir gecesi, zekât ve fıtır sadakaları ve sayılamayacak birçok güzellikleriyle; bizleri Müslüman olduğumuzun şuuruna erdiren mübarek bir Ramazanı üzüntüyle geride bırakmış; yine, böyle bir ayı ihya etmenin sevinciyle, mübarek bir bayram sabahına ulaşmış bulunmaktayız.
Bizlere bugünleri bahşeden yüce Rabbimize hamd-û senalar olsun. Ve bizlere bu günleri nasıl ihya edeceğimizi öğreten Rasulullah (sav)’e salatu selam olsun

Muhterem kardeşlerim
Ramazan’a veda ederken mü’min asla ibadete ve taata veda etmez. Bilakis çağlayan bir hayır pınarı olarak kalmak için Rabbi ile ahdini daha da sağlamlaştırır ve Rabbiyle bağını kuvvetlendirir. Allah ile ahitlerini bozan ve bayram topuyla mescitleri terkedenler ise ne kötü insanlardır. Allah’ı ancak Ramazan’da bilirler. Onlar gerisin geriye dönüp hayrı terkedenlerdir.

Takvaya ya da huşuya sevkeden bir etkisi olmadan edâ edilen ibadetin hiç bir kıymeti yoktur. Ramazan bittikten sonra Kur’an bir kenara bırakılır, mescidler ve cemaatle namaz terkedilirse, haramlara ve günahlara devam edilirse Ramazan’ın etkisi nerede kalır? Allah’ın, İslam’ı ve müslümanları zafere ulaştırması ve din düşmanlarını bozguna uğratması için huşu ile samimi bir şekilde dua edilmezse Ramazan’ın etkisi nerede kalır?..

Muhakkak ki Ramazan’dan faydalananın Ramazan’dan sonraki hali, Ramazan’dan önceki halinden daha hayırlıdır. İyiliğin kabul edildiğinin bir işareti de kendisinden sonra iyiliklere devam edilmesidir. Yapılan ibadetin boşa gittiğinin ve reddedildiğinin bir işareti de ibadetlerden sonra günahlara geri dönülmesidir.

Ey oruç tutan kardeşim!
Önce kendi nefsime sonra sana sesleniyorum ki; Ramazan’ın ışık saçan esintisinden yılın diğer zamanları için hayır anahtarı ve her durumda uygulayacağın prensipler edin. Anne-babana iyilik etmeye, komşularınla iyi ilişkiler kurmaya ve kardeşlerini ziyaret etmeye gayret et. Mazlumlara yardım etmekten zevk al. Mümkünse arası bozulan iki kişinin arasını düzelt. Gönlü kırılanın gönlünü al. Akrabalarını ziyaret et. Ramazan’da olduğu gibi hayırla coşan bir kaynak ol. Ramazan’da saflar tek vücut gibi sımsıkı birleşmişken Ramazan’dan sonra dağılma. Basit ve nefsânî mes`eleler yüzünden, İslam kardeşliğini zedeleme.

Bayram; Küslerin barışması, dargınlıkların ve kırgınlıkların bertaraf edilmesi gereken bir gündür. Birbirine dargın olanlarımız mutlaka barışalım. „Bir müslümanın, müslüman kardeşini üç günden ziyade terkedip, onunla dargın durması helal değildir.“ buyuran Allah Rasulü (sav)’e ittiba ettiğimizi isbat edelim. Kalp kırgınlıklarımızı bir kenara bırakıp birbirimize usulünce nasihat edelim. Heyecanımızı, gayretlerimizi, mesâimizi birbirimizle uğraşarak değil, üzerimize düşen kulluk vazifelerimizi ifa ederek, Allah’ın dinini ayakta tutmak için harcayalım. Allah rızası için birbirimizi sevelim. Varsa geçmiş kırgınlıklarımızı unutalım. Müslümanın herşeyden önce müslüman kardeşine muhtaç olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Kalp kırgınlıklarımızı bir kenara bırakıp birbirimize usulünce nasihat edelim. İlişkilerimizi kesmeyelim ve birbirimiz hakkında su-i zanda bulunmayalım. Birbirimize buğzetmeyelim ve çekememezlik yapmayalım.

Allah’ın mü’min kulları olarak bizlere ikram ettiği bu mübarek günü en güzel şekilde ve gayesine uygun olarak kutlamaya gayret edelim…

Muhterem kardeşlerim!..
Müslümanlar arasında duygu birlikteliği; yardıma, sevgiye, şefkate, bağış ve ihsana sevkedecek bir şuur; büyük bir görev ve kesin bir farzdır. Rasulullah (sav) bir hadis-i Şerifinde şöyle buyurur: „Müslümanların işleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir.“

Dolayısıyla bize düşen görev, müslümanların sorunlarına destek olmaktır. Sabırlı davranarak nefsine hakim olmaktır. Dualarında samimi olmak ve şiddetli fırtınalar karşısında Allah’dan yardım dilemektir.

Şunu unutmayalım ki; malımızdan ve canımızdan, vaktimizden ve zevklerimizden, eğlencemizden ve oyunlarımızdan fedakârlık etmeden, bütün mü’minlerin birlikte ve sevinçle kutlayacağı gerçek bayramlara kavuşmamız mümkün olmadığı gibi, dünya ve ebedi ahiret saadetine ulaşmamız da mümkün değildir.

Muhterem kardeşlerim!..
İşte İslam ümmeti Ramazan’a veda ediyor. Fakat kanlı olaylara ve acılarına veda etmiyor. İslam düşmanları, İslam’ı devre dışı bırakmak ve kaynaklarını kurutmak için bütün kuralları ve örfleri çiğneyerek çirkin bir savaş yürütmekteler.
İslam ümmeti, çeşitli hilelerle ve ağır musibetlerle imtihan edildi. Bunlardan sadece bir kısmı bile başka bir ümmeti yoketmeye yeterdi. Fakat iman ve akide kuvveti, zorluklara rağmen yenilenen tatlı pınarlardır. Ve beklenen gelecek, Allah’ın izniyle bu davanın olacaktır.

Muhterem kardeşlerim!
Biz burda sevinç ve neşe içinde bayramlar kutlarken aynı anda aynı rahatlıkla bu bayramları kutlayamayan ve canları ve malları talan edilen mü`min kardeşlerimizin durumlarını sadece küfrün basınından ve Tv`sinden seyretmekle kalıyorsak bilelim ki bu bayramlar bizim sevinmeye hakkımızın olmadığı bayramlardır…
Ve yine kardeşliğin, kaynaşmanın, yardımlaşmanın, barışmanın, dargınlıkları ortadan kaldırmanın zamanı olan onca bayramlar geride kalmışken halen bu konularda zaaflarla doluysak bu bayramlar sevinmeyi hakettiğimiz bayramlar değildir…
Ardımızda kalan onca bayramlara rağmen halen müslümanlar olarak iyilik ve takvâda yardımlaşan, kötülük ve düşmanlıkta birbirini uyaran, birbirine destek veren ve yardımlaşan tek bir saf durumunda olamıyorsak bu yaşadığımız ve bu minval üzere yaşayacağımız bayramlar sevinmeyi ve eğlenmeyi hakettiğimiz bayramlar değildir.
İslam Ümmeti bugün; şiddetli bir düşmanlık, kirli bir oyun ve zalim bir savaşla karşı karşıyayken müslümanlar olarak zamanımızın tamamına yakınını halen dünyevi işlerimiz dolduruyorsa bu bayramlar sevinmeyi hakettiğimiz bayramlar değildir…

Kardeşlerim!.
Müslüman Cemaatle olan İlişkilerimizi kesmeyerek kardeşlik hukukuna riayet edelim. Birliğimizi, dostluk ve kardeşliğimizi koruyalım. Islam kardeşliğini sarsmayalım. Müslümanın herşeyden önce müslüman kardeşine muhtaç olduğunun şuurunda olalım.

Allah Rasulü (sav)’in muhtelif hadislerinde buyurduğu üzere;
Amellerin Allah azze ve celle’ye en sevimlisi müslümana kazandırdığın bir sevinç, ondan bir sıkıntıyı kaldırman, açlığını gidermen ya da onun borcunu ödemendir. Kim bir müslümandan dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı kaldırırsa Allah da ondan Kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntıyı kaldırır. Kim darda olan bir müslümana kolaylık sağlarsa Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir müslümanın kusurunu örterse Allah da dünya ve ahirette onun kusurlarını örter. Kul, kardeşine yardım ettiği müddetçe Allah da ona yardım eder. Kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir.

Unutmayalım ki; Kurtuluş güneşi samimi gayretlerle doğar. Tembelliğe alışan istediğini elde edemez. Dünya geçici bir konak yeridir. Orada ebedi kalmayı düşünmek ise imkansızı istemektir. Ebedi kalacağımız mekana doğru ne zaman biteceği belli olmayan bir yolculuk halindeyiz. Ebedi saadete ve mutluluğa ulaştıracak vasıtaları arayalım ve gayrısını terkedelim.

Kardeslerim!..
Mutlu kimse; vaktini, ahiretini ıslah ile imar edendir. Dünya arzusu, Allah’ın haklarını yerine getirmesine engel olmayandır. Dünyaya rağbeti, kendisini ahiret gerçeklerinden alıkoymayandır.

Şüphesiz ki sözlerin en doğrusu Allah’ın kelamıdır. Yolların en hayırlısı, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur. Amellerin en kötüsü sonradan uydurulan amellerdir.
Gönlündeki imanın sesine kulak vererek mescidimizi dolduran sizlerin ve bütün müslümanların bayramlarını tebrik eder, bayramın bütün İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. (amin)

Hacı Bekir B.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.