Yarına Hazırlık

Aziz Mü’minler!
Yaptığı icraat ve adaletiyle kendisinden, Hulefa-i Raşidin’den sonra beşinci halife diye bahsedilen Ömer İbni Abdülaziz (r.a.), bir hitabelerinde şöyle buyurmuştur:
„Ey insanlar! Sizler boş yere yaratılmadınız, başı boş olarak bırakılmadınız, sizin için vadolunan bir gün vardır. Aziz ve Celil olan Allah, o günde sizi toplayacak ve aranızda hüküm verecektir. Azgınlık yapan kulunu Allah, her şeyi kuşatan rahmetinden dışarıda bırakacaktır. Genişliği gökler ve yerler kadar olan cennetine koymayacaktır. Yarının emniyeti, bugün Yüce Allah’tan korkan ve yasaklarından kaçanların ve azı (dünyayı) satıp, çoğu (ahireti) alan, fani olana ebedi olanı değişen, azğınlığın yerine saadeti tercih edenlerindir. Görmüyor musunuz? Sizler, yok olanların yerine geldiniz! Siz de yerinizi sonra gelenlere bırakacaksınız!

Görmüyor musunuz? Hergün biraz daha Allah’a yaklaşmaktasınız! İstekleriniz bitecek, emelleriniz kesilecek, hiç bekletilmeden toprağın bağrına salınacaksınız. Muhakkak ki, sebepler kalkacak, dostlar geride kalacak ve hesapla başbaşa kalacaksınız.“

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: „Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve kişi yarın için önden ne (hazırlayıp) gönderdiğine baksın. Allah’tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızı bilmektedir.“ (59 Haşr, 18)

Bu ayeti kerime takvayı emretmektedir. Takva; emredilen şeyin yapılmasını ve yasaklanan şeyin terkedilmesini içerir. Ayetin devamında:
„Ve herkes, yarın için ne hazırladığına bir baksın“ buyrulur. Hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin. Rabbınızın huzuruna çıkacağınız dönüş günü için kendinize ne gibi salih ameller hazırladığınıza bakın.“ Herkes kıyamet günü için ne gibi ameller taktim ettiğine dikkat etsin. Cenab-ı Hak, yakın olduğu için kıyamet gününü „yarın“ diye ifade etmektedir. Çünkü her gelecek yakındır. Yani kıyamet gününü, bulunduğun günün hemen arkasından gelecek günün adıyla adlandırırdı.
Ayetin sonunda tekrar „Allah’tan korkun“ emri, ikinci defa geliyor. Bu cümle, takvaya önem vermek ve te’kid için tekrar edilmiştir. Bu tekrarda şuna da işaret vardır: Kula yaraşan, her işinin takvayla başlayıp takva ile bitmesidir.

Yahutta birinci emir, yapılması gerekenler hakkındadır. Nitekim daha sonra amel ile emredilmesi bunu ifade eder. İkincisi ise, haramları terketme hususundadır. Nitekim ayetin sonunda yapılan tehdid bunu bildirir. „Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.“ Yani yaptığınız günahları bilir de kıyamet gününde o günahlar karşılığında sizi cezalandırır.

Muhterem Kardeşlerim!
Yumuşak, yataklardan tabut tahtasının katılığına, rahat, sıcacık evinin köşesinden musalla taşının soğukluğuna, dünyadaki ahbapların içinden, kabirdeki yalnızlığa, toprağın bağrının soğukluğuna düşeceğimizi, yani ölümü asla unutmamalıyız. Ancak, Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber verdiği gibi:
„İnsanların karşılaşmayı en uzak gördüğü şey ölümdür.“

Yine Peygamberimiz:
„Günahlarını azalt ki, ölüm sana kolay gelsin.“ buyuruyor.

Efendimiz (s.a.v.)’in şu ikazını da unutmayalım:
„Kim ne hal üzere ölürse, Allah onu o hal üzere diriltir.“ İnsan, yaşadığı hal üzere ölecektir. İyi olanlar, iyilik bulacaklar, diken ekenler diken biçeceklerdir.

İnsan nasıl yaşarsa öyle ölecek, nasıl ölürse öyle dirilecektir. Öyleyse inancımıza uygun bir hayat sergileyelim. Rabbimizin şu uyarısına kulak verelim:

„Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar,gerçekten ziyana uğradılar. Nihayet kendilerine ansızın o saat gelip çatınca, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak: „Hayatta iyi işler yapmaktan geri kalıp günah işlemememizden ötürü vah bize“ dediler. Bakın ne kötü şeyler yüklenip taşıyorlar.“ (En’am, 31)

Hacı Bekir B.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.