Dinimiz ve Kardeşlik

Cenabı hak Hucurat suresi ayet10.da mealen şöyle buyurmaktadır: *** Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allahtan korkun ki, merhamet olunasınz….***

Muhterem Müslümanlar. İslam kardeşligi,temeli din bagına dayalı olan bir kardeşliktir. İnanıyoruz ki müslümanın nazarında en üstün bag DİN bagıdır. Bu yüzden din kardeşligi, kan kardeşliginden yani karındaşlıktan üstündür. Nitekim bu gerçegi sahabenin hayatında açık bir şekilde görmek mümkündür. Onlar aynı ana babadan olma kardeşlerini, kafir oldukları için terk edebilmişler ve hatta onlarla itikadları ugrunda mücadele etmişler,savaşmışlardır.

Şurası bir gerçektirki,Din kardeşiligini , dini inançlar dışında hiç bir şey engelliyemez. Ne ırk farkı, ne cografya farkı, ne renk farkı, ne de Müslüman olmadan önceki düşmanlıklar. Örnek ve önderimiz bir hadisinde mealen şöyle buyurmaktadır:**Müminler birbirlerine karşı acımada, sevgi duymada ve dayanışmada bir vücud gibidirler. Ondan bir organ rahatsız olsa, uykususuz kalma ve ateşlenip acı duyma konusunda hasta olmayan diger organlar birbirlerini yardıma çagırırlar ve acıya ortak olurlar… F.Kadir…**

Bu hususa yine Asrı saadet döneminden örnek gösterecek olursak: Habeşli bir köle olan Bilal ile, zenci olmayan Ebu zerr, Efendi ve asil bir insan olan Hazreti Hamza ile azatlı bir köle olan Hazreti Zeyd, ya da senelerce birbirleriyle acımasızca savaşan Evs kabilesi ile , Hazreç kabileleri İslam dinini kabul etmeleriyle birlikte KARDEŞ oluvermişlerdi. Bu kardeşlikleriyle de tüm ayırımcılıklar ve düşmanlıklar da sanki ebediyyen son bulmuştu.Şu hususu hemen belirtelimki: vatandaşlık ile kardeşlik bagı tamamen birbirinden ayrı şeylerdir. Çünkü vatandaşlıkta ölçü DİN degil, aynı ülke sınırları içerisinde yaşama hadisesidir. Buna göre, İslam devletinin vatandaşı Müslüman olabilecegi gibi, Müslüman olmayan Zımmi de olabilir. Müslümanın Müslümana karşı tavrı ile,aynı ülkede yaşamaları sebebiyle vatandaşı olan bir gayrı müslime karşı tavrı mutlaka farklı olmalıdır.

Müslüman, din kardeşlerine karşı Ebu Bekir efendimizin merhameti, kafirlere karşı ise Hazreti Ömer efendimizin şiddetini göstermek zorundadır. Müslümanlara karşı olması gereken bu merhamet ise onlara karşı olan davranışlarımızda, onların dertleriyle dertlenip yardımlaşmalarımızla kendisini göstermelidir.Çünkü İslam, kardeşinin dertleriyle ilgilenip dertlenmeyeni kamil manada mümin saymamıştır.Bugün zamanımızda Müslümanlar, gayrımüslimlerle karma bir toplum halinde yaşamaktadırlar. Onları birbirinden ayıran temel özellikler tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Kılık kıyafet, dil, temel islami haklar, islami şiarları yaşama gibi. Bu durumda Müslümanlar firasetleriyle kardeşlerini tanımak ve onlara karşı İslam dininin belirlemiş oldugu kardeşligi sunmakla karşı karşıyadırlar. Peygamber efendimiz bir hadisinde mealen şöyle buyuruyor:** Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse sizden biriniz kiminle dost olacagına dikkat etsin. Kişi sevdigi ile beraber haşr olacaktır.(keşful hafa…)**

İnanıyoruz ki insanın yetişmesinde, dini yaşamasında, arkadaşının etkisi büyüktür. Peygamber efendimizin(sav) dinin devletleştirilmesinde kendisine iman eden ve ona yardım eden insanlar, Onun ashabı yani arkadaşları olmuşlardır. Onların en büyügü olan Hz.Ebubekir de, Peygamber efendimizin (sav) en yakın arkadaşıdır. İnsanlık tarihinde kişilerin arkadaşları onlara büyük makamlar, mevkiler,rütbeler de kazandırmışlar, büyük zilletlere de sürüklemişlerdir. Kişiler arkadaşları sayesinde sapıklıklardan kurtulmuşlar ve ya bataklıklara yuvarlanmışlardır. Müslümanın gerçek arkadaşı, kendisine dinini yaşamakta yardımcı olan insandır diye inanıyoruz…

Peygamber efendmiz (sav) bir hadisinde mealen şöyle buyuruyor:** Ancak Müslümanla arkadaşlık kur; yemegini de ancak takva sahibi biri yesin. Kötü arkadaştan sakın. Çünkü sen onunla tanınıp bilinirsin…** buyurulmaktadır. Allah bizleri hayırlı arkadaşlarla beraber eylesin. İslam kardeşliginden ayırmasın. Çünkü islam kardeşligine her zaman ihtiyacımız var. Müslüman kardeşlerimizi her zaman baştacı etmek durumundayız diye inanıyoruz….

Sermed Kadir

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.