Haber Üzerine

Kardeslerim

insanin, su uçsuz bucaksiz alemler ortasinda gerek kendi iç aleminden, gerek kendi disindaki alemlerden habersiz yasamasi hiç mümkün olabilir mi? Duydugumuz her ses, gördügümüz her parilti, hissettigimiz her aci veya sevinç, kokladigimiz her koku ve tattigimiz her tat, aslinda birer haber degil midir?

Duyuyor, görüyor, tadiyor, kokluyor ve dokundugumuz seyi hissediyorsak: kendimizden ve baskalarindan haber aliyorsak, ”yasiyoruz” hükmüne varmiyor muyuz? Hülasa, ”hayat haber almak demektir” veya baska bir ifadeyle, ”yasamak haber almaktan ibarettir” desek, yanlis bir hüküm olur mu acaba?

Aldigimiz haberlerle ya üzülür, ya sevinir; neticede mesut veya bedbaht oluruz.

Insan, haber aldikça var oldugunu anliyor. Çünkü insan, baska varlik ve alemlerle ancak haber alarak irtibatlar kurabilen; kendinden, yaraticisindan ve diger mahluklardan gelen verilerle hayatini çizen bir varlik degil midir?

Iste böyle sorulara cevap aradikça, insan ile haber arasindaki münasebeti daha sihhatli anlama imkanina sahip olacagiz ve haber kavraminin önemi daha belirgin hale gelecek.

Haberin ziddi gaflettir. Gaflet ölü olmak gibidir. Gaflet, duyamamak, hissedememek, görememek, koklayamamak, tadamamak ve daha ilerisi inanamamak demektir.

Kardeslerim

Peki, hayat için su kadar, ekmek kadar, hava kadar mühim bir ihtiyaç haline gelmis olan haber acaba hangi haberdir? Insan, hangi haberlere iyi, hangilerine kötü veya kara haber demelidir?

Evinde radyo ve televizyon olmayan bir mü´mine birisi ona: ”Hiç olmazsa bir radyo alsak… Filan zat, haberleri dinlemekte bir beis yok diyor” demis. O da: ”Ya!.. Sen haber mi istiyorsun? Bak ben sana bir haber vereyim, dinle… Allah Rasulü (A.S.): ‘Kim abdest alirken ayak parmaklarinin arasini hilallemezse, o parmaklarin arasini cehennem atesi hilaller’ buyuruyor. Al sana haber!” demisti. Bu ve buna benzer misalleri cogaltabiliriz. Nitekim günümüzde haber denince sohbetler sekteye ugrar müsafir unutulur is güc ertelenir namazlar geciktirilir ve o televizyondaki haber dinlenir ve dinletilir, ve sonuc iste bizler ve cevremiz. Ilahi vahyi gercek haber olarak telakki edemeyen bizler.

Kardeslerim

Sunu iyi bilelimki; Kur’an-i Kerim neye hayat diyorsa hayat odur. Gerisi bizim hayat sandigimiz rüyalardan ibaret. Kur’an neye hürriyet diyorsa, hürriyet odur. Su çagdas ve hevaperest insanligin hürriyet olarak mütalâa ettigi sey ise, esaretin ta kendisidir. Ve Kur’an haberi nasil ifade ediyorsa, haber de odur. Gerisi gaflettir.

Öyleyse makbul olan ve insanliga gerçek bir fayda saglayan haber, hangi haberdir? Hayatlari sefil zevklerin, fani hazlarin ve saniyelik lezzetlerin girdabinda bogulup giden artistlerin sahte dünyalarinin dedikodulari midir haber?

Hayir, haber bazen korkutan, bazen ümitlendiren, insana sanini, serefini bulduran, Rabbini hatirlatan mesajlardir. Haber, ötelerin sesidir. Iste su bütün alemlere ”Yaklasan yaklasti” (Necm/57) ”Onu Allah’tan baska açiga çikaracak olan yoktur.” (58) ”Simdi siz bu söze mi sasiyorsunuz?” (59) ”Gülüyorsunuz da aglamiyorsunuz” (60) ”Ve siz gaflet içerisinde oyalanmaktasiniz.” (61) ”Haydi Allah’a secde edin, O’na kulluk edin.” (62) diye hitap eden mukaddes kelâmin muhtiralari haberdir.

Haber, peygamberlerin getirdigidir. Davetiyelerin en güzelinden, sonsuz güzel bir davetiye gibi indirilmis su ”Allah sizi selam (baris) yurduna çagirir…” (Yunus/25) meal-i kerimesindeki mukaddes çagri haberdir.

Ve haber, ”Kapiyi siddetli bir gürültüyle çalacak olan! Nedir o kapiyi siddetli bir gürültüyle çalacak olan! Onun ne oldugunu sen bilir misin? (Karia/1-2-3) (O gün), Insanlarin atesin etrafini saran pervaneler gibi oldugu, daglarin da atilmis renkli yüne dönüstügü gündür. (4-5) O gün, kimin tartilan ameli agir gelirse, iste o mutluluk verici bir yasayis içerisinde olur. (6-7) Amelleri hafif olanlara gelince, iste onun annesi, (vatani) Haviye’dir. (8-9) Nedir o Haviye bilir misin: Kizgin bir ates!” (10-11) gibi, insanligin muhayyilesinde kiyametin en canli tasvirlerini çizerek, onun ruh derinliklerine hitap eden ve semasinda korku simsekleri çaktirip, ümit isiklari parildatan su mukaddes sureden aldigimiz gaybi hakikatlerdir.

Haber, Allah’tan, O’nun sifatlarindan, günlerinden, insandan ve ona yüklenmis gökleri ve yeri titretecek kadar heybetli ve mukaddes vazifeden, tasidigi degerden, onun san ve serefinden bahseden hakikatler ve onlari örnekleyen kissalardir..

O halde haber, insanligi gaflet girdabinda bogup uyusturan, isyanla dolu hayatlarin fisk ve fücur hikâyeleriyle avutup oyalayan falan ve filan kanallardan degil; kimligini unutmus beseriyete: ”And olsun, size içinde zikrimiz olan bir kitap indirdik. Halâ akillanmaz misiniz?” (Enbiya/10) diye hitap eden Kur’an’dan dinlenmelidir. Yine (Enbiya/1)´de Allah (cc) bizlere haber vermekte ”Insanlarin hesap günü yaklasti. Hal böyleyken, onlar gaflet içinde yüz çevirdiler.“ Evet kardeslerim soralim kendimize kim bu haberlere kulak vermekte, veya bu haberleri dinlemeye ögrenmeye zaman ayirmakta, simdi nefis muhasebimizi kendimiz yapalim, acaba bu haberlere kulak verseydik lüx ve israf´i hayat felsefesi haline getirirmiydik, arabalarimizin teyibinde evimizin bas kösesindeki televizyonlarda insanlari cehenneme cagiran dellalara yer verirmiydik, kulak vermis olsaydik her gördügümüzü alma saskinligi yerine her vahye uymanin yollarini arardik belkide,

Kardeslerim

Gelin, artik Yüce Rabbimizin: ”Biz Kur’an’i hak olarak indirdik. O da hakki getirdi. Seni de ancak bir mücdeleyici ve uyarici olarak gönderdik.” (Isra/105) ”And olsun ki, size kendinizden öyle bir peygamber gelmistir ki, sizin sikintiya ugramaniz ona çok agir gelir. O size çok düskün, müminlere karsi çok sefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe/128) ”Seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” diyerek övdügü o sanli Nebi’nin haberlerini dinleyelim. Kur’an ve Sünnet’in haberlerine kulak verelim… Bize gerçek sevgiliden, en güzel mevlâdan, en vefali dosttan, nimetlerini her zerremizde buldugumuz ve varligimizi borçlu oldugumuz Rabbimiz’den haber getiren peygamberlere kulak verelim.

Ya rab bizleri sasirtma, hakka uyanlara iltihak eyle, dalalette ve sapiklikta olanlara degil.

Hazırlayan: Huzeyfe

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.