İyilik ve Ahlak Güzelliği

Allah (cc) ´nun arzinda iyiligin hakim kötülügün yok olmasi icin caba sarfetmekle vazifeli Muhterem Kardeslerim!

Allah (cc) ’in Adem (AS)’e isimleri ögretmesiyle, çevresini tanimlayabilen, düsünebilen, yorumlayabilen yegane varlik, insan olmustur. Bu tanimlamalar (isimler), Adem (a)’e, dünyanin kapilarini açabilmesi için verilmis birer anahtardir. Allah (cc) ‚in halifesi olarak yeryüzünde bulunan insan, halifeligi birakip kendi gölgesinin pesine düstügü günden bu yana kendi varligina yabancilasmis, Kitab’a, Nebi’ye ve Yaradani’na olan uzakligi, hayatinin anlam taslarini da degistirmistir.

Yüce Rabbimiz insanı en güzel bir yaratılışla yaratmıştır. Ona akıl, kalb ve vicdan vererek iyiye, nefis ve şehvet vermek suretiyle de kötüye meyledebilecek bir karakter vermiştir.

„Ona kötülük duygusunu da, sakınıp iyi olmayı da birlikte ilham etmiştir.“

İşte insan, karakterinde var olan bu iki özelliyinden dolayıdır ki, sorumlu bir varlık olarak kabul edilmiştir. Bu sorumluluk ise, insanın akıl ve vicdanının sesine kulak verip „iyiye“ sahip çıkmasını, nefis ve şehvetine uymayarak „kötüye“ yaklaşmamasını gerektirmiştir. Ayrıca Rabbimiz, göndermiş olduğu peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla Hak ile batılın, Hayır ile şerrin, iyi ile kötünün neler olduğunu da bizlere göstermiştir.

İmam Müslim ve Ahmed ibn Hanbel’in rivayet ettikleri hadis-i şerifte Rasûl-ü Ekrem (SAV) mealen şöyle buyuruyor: „İyilik; ahlak güzelliğidir. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir“, buyurmuşlardır.

Hadisin diğer rivayetlerinde de: Kim ne fetva verirse versin, iyiliğin, kişiyi rahatlatan, kalbe huzur veren, kötülüğün ise; kalpte tereddüde, sinede bocalamaya yol açan hususlar olduğu ifade edilmektedir.

Kardeslerim

Görüldügü gibi Rasûl-ü Ekrem (SAV) , iyi ve kötüyü ayirdetmede belkide asıl belirleyicinin, her insanın kendi kalbi ve vicdanı olduğunu vurgulamakta ve buna göre insanlar ne derse desin, hangı kuralları koyarsa koysun, ne gibi fetvalar verirse versin, kişiyi kalben, ruhen ve vicdanen rahatlatan herşey iyi; husursuzluk veren, vicdanları sızlatan herşey de kötü olarak değerlendirilmektedir. Ancak burada söz konusu olan, akl-ı selim, kalb-i selim, vicdan ve sağduyu sahibi, hakka teslim olmus müslümanlardir. Yoksa, fitratını koruyamamış, tagutlara kölelik yapan safiyetini yitirmiş, aklı, kalbi ve vicdanı bozulmuş insanlardan aynı belirleyici tavrı beklemek mümkün değildir. Zira, aklıyla hevasını, gönlüyle şehvetini, vicdanıyla nefsini takas eden birisinin , iyi ile kötüyü de değiştirmesi, karıştırması kaçınılmaz olacaktır.

Gözü dönmüş, kalbi kararmış, gönlü körelmiş bir vicdansız, en çirkin kötülüklerden bile haz duyabilecek, belki de bu yollarla kendisini tatmin edebilecektir. Şayet, bir de bu hastalık, bütün topluma yayılırsa, toplumun öz değerleri altüst edilirse ve bunun tabii bir neticesi olarak, iyilik horlanır, iyiler yuhlanır, kötülük alkışlanır, kötüler taltif ve takdir edilirse, o zaman, karşımıza Rabbimizin tasfir ettiği şu manzara çıkacaktır:

„Onlardan birçoğunun kötülük, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.“

Kardeslerim

Belkide cogu sohbetlerimizde dile getirdigimiz Tabiinin büyüklerinden Hasan-i basri (rha)´in sahabeyi tarifte getirdigi misale dikkatleri cekeriz. Hani öyle diyordu sahabe hakkinda yani Allah (cc) ´nun onlardan onlarinda Allah (cc) dan razi oldugu o insanlardan. Onlari görseydiniz bunlar akilli degil, onlarda sizi görseydi siz müslüman degilsiniz derlerdi diyor Hasan-i basri (rha). Ne güzelde tarif ediyor o toplulugu, Vahyin gölgesinde beslenen Rasûl-ü Ekrem (SAV) ´in terbiyesinden gecen ilahi emri arkasina önüne bakmadan uygulayan o toplulugu. Evet onlar gecmis bir ümmettiler ve vazifelerini en güzel sekilde yaparak Allah (cc) ´yu razi ederek dünyadan göcüp gittiler. Ve artik samimiyetle islamin emirlerine sarilip dünyaya meydan okurcasina islam günesini ta ötelere götürme sevdalilari ortalarda gözükmüyor, Gözükmüyor artik haya iffet ar namus abidesi gibi yüzüne bakildiginda kipkirmizi olurcasina utanan o anneler bacilar teyzeler, onlarin yerini neolacaklar ben yaptim bana birsey olmadi, insan zamanla alisiyor, insanin kalbi temiz olsun yeter gibi ifadelerle ortaligi basörtülü mankenler gibi dolduran her gördügüne kirisan ve müslümanligida kimseye birakmayan bir nesil ile karsi karsiyayiz!

Kardeslerim Biliyorum cok sey kazandik evler arsalar arabalar mevkiler makamlar. Peki neler kaybettik bunun hesabinida yapiyormuyuz, colugumuz cocugumuz nerelerde geziyor neler düsünüyor neleri hayal ediyorlar arastirabiliyormuyuz? Ve kafamizi ellerimizin arasina alip bu gidis nereye diye biraz olsun düsünüyormuyuz. Kusura bakmayin ama düsünüldügüne artik nerdeyse inanamiyorum, eger yeterince düsünülmüs olsaydi uykumuz kacacak yataklar bize zindan olacak bu ise dur diyecek sessiz cigliklarimiz ayyuka cikacakti. Eger geregi gibi düsünülse idi Vicdanen yaptiklarimizin yapmamiz gerekenlerin yaninda bir sifir oldugunu görecek ve bu ayrilarak kafirlere lokma gibi yutulmaya dur diyebilecek. ve Rabbimizin“Allah’a ve O’nun Rasulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Bir de sabırlı olun. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.” el-Enfal, 8/46 ´daki ihtarina hep birlikte kulak verecektik.

Ve hutbemizin Rabbimizin Bakara suresi 177´de Muttakileri tarifiyle bitirelim

„İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. Yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!“ Bakara, 177

inanıyoruz ki: Mutlak iyi olan Zat yüce Allahtır. Gerçekten O, çok iyilik ve merhamet edendir.

Ve bizlere gerçek iyiliğin, inanç esaslarına inanma, muhtaçlara yardım etme, namaz ve zekat gibi ibadetleri yerine getirme, söz ve ahidlerde durma, her türlü zorluklara karşı sabretme, doğruluk ve takva üzere hareket etme olduğunu belirtmekte, ayrıca birbirimizle iyilik ve takva üzerinde yardımlaşmamızı emrediyor, kötülük ve düşmanlık yapmamızı da yasaklamaktadir.

Ya Rab bizleri Globallesen dünyanin carkina takilanlardan eyleme
Ya Rab bizlere kardeslerimizi sevmeyi saymayi onlara kin tutmamayi nasip eyle
Ya Rab bizlere aci merhamet et sen merhametlilerin en merhametlisisin.

Hazırlayan: Huzeyfe

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.