İmtihan ve Sabır

Muhterem Kardeslerim,

Allah Teala, içimizden iyi işler yapanları ortaya çıkarmak ve en güzel ödüllerle mükafatlandırmak için bizleri sürekli imtihan etmektedir. Aslında dünya hayatı başlı başına bir imtihandır. Benimsediğimiz düşüncelerin,verdiğimiz kararların, başlayıp da bitirdiğimiz yada yarım bıraktığımız bütün işlerin sevap yada günah cinsinden bir değeri ve ceza yada mükafat cinsinden de bir karşılığı vardır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbımız şöyle buyuruyor: “İnsanlar,imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki biz,onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah doğruları da yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.”[1]

Muhterem Kardeslerim,

Dünya hayatında, ölüm,kaza,doğal afet,fakirlik ve hastalık gibi genel imtihanlar bütün insanlar için geçerlidir. Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimenin meali şöyledir: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık,mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma(fakirlik ve kıtlık) ile deneriz.Sabredenleri müjdele.” [2] Dünyada sahip olduğumuz nimetlerin çoğu, tarafımızdan kazanılmış bir hak olmaktan öte, ilahi bir lütuf olduğu için, “Bu işler neden böyle oluyor? şeklinde bir itiraz ve sorgulama hakkına da sahip değiliz. Öte yandan nimetin yokluğu kadar varlığı da bir imtihan vesilesidir. “Biliniz ki mallarınız ve evlatlarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah katındadır. [3] Kimisi için fakirlik, kimisi için zenginlik bir imtihandır. Bazen evlat anne baba için, bazen anne-baba evladı için, bazen eşler birbirleri için imtihan vesilesidirler. Bazen amir-memur,bazen patron-işçi, bazen esnaf-müşteri, bazen de namahrem güzel bir kadın, ilgisini çektiği kişiler için bir imtihan vesilesidir. Dikkat ediniz: Şu üç şeyle imtihan olduğu halde değişmeyenler gerçekten değerli ve kaliteli kimselerdir: Para,makam ve kadın.

Muhterem Kardeslerim,

Altın madeninin, taş ve çakıllardan ayrışarak, saf altın haline gelebilmesi için ateş potasında eritilmesi gerekiyor. Gerçek mü’minlerin çektikleri sıkıntılar da, kaliteli insan ile kalitesiz insanın ayrışmasında böyle bir fonksiyon icra etmektedir. Dünyevi tabiatımızın hamlığından kurtul-madan Allah’ın huzuruna layık olmak mümkün değildir. Mevlana, “Hamdım, piştim,yandım” demektedir. Dünyada çekilen sıkıntılar, hamları olgunlaştırmak-ta, çiğleri pişirmekte ve olgun insanların yetişmesini temin etmektedir. Tarih boyunca sürekli, iman edenler,salih amel işleme gayreti içinde olanlar ve insanlığın yararına yüce bir hedef için mücadele edenler, sırf Rabbimiz Allah dedikleri için dönemin zalim ve zorbalarının baskılarına maruz kalmışlardır. Potansiyel sıkıntı ve tehlikeler,mücadeleci kimseler için günümüzde de mevcuttur.

Muhterem Kardeslerim,

Sabır,çaresizlik ve acziyet içinde oturup beklemek değildir. Sabır,her türlü tehlikeyi, gerekli tedbiri aldıktan sonra cesaretle göğüslemek,düşman tehdidine karşı durmak, sıkıntılarla, ümitsizliğe düşmeden mücadele etmek ve samimi çabalar sonucunda başarıyı teslimiyetle Allah’tan beklemektir. Bizler her yerde her an büyüklü küçüklü imtihanlardan geçiyoruz. O anki sabır ve metanetimize göre Allah katında dereceler kazanıyoruz. Bu sebeple, sabredenlerin bir gün mutlaka muradına ereceğine olan inancınızı muhafaza ediniz ve Allah’ın daima sabredenlerle beraber olduğunu unutmayınız.

[1] 29/Ankebut,2-3
[2] 2/Bakara,155
[3] 8/Enfal,28

Hazırlayan: Huzeyfe

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.